14 Nisan 2012 Cumartesi

25 Mart 2012 Pazar

11 Mart 2012 Pazar

Replik #9


Herkesin ortak sorunu bu olsa gerek. Başta herkes, her şey mükemmelmiş gibi geliyor. Keşke gelmese. 

8 Mart 2012 Perşembe

2 Mart 2012 Cuma

8 Ocak 2012 Pazar

Öyle

  Bazı cümleleri kurmadan önce uzun uzun düşünmek lazım.


2 Ocak 2012 Pazartesi

Bazen

  Biri hayatınıza girip kimseye güvenmemeyi öğrettikten sonra, herkes benim gibi umursamaz olmaya başlasa kendimi bu kadar yalnız ve kötü hissetmezdim sanırım ya da kendimi kandırıyorum, bilmiyorum. Belkide herkese bu gerçek öğretilmiyordur. Bazıları şanslıdır ve hayal dünyalarından çıkarılmamıştır. Şimdi hayatıma giren insanlara bakıyorum. Canım sıkkın olduğunda ya da moralim bir şeye bozulduğunda anlatmak istiyorum. Çünkü arkadaşlığın temeli buradan geçer değil mi ? Sıkıntılarını anlatırsın, karşındaki çözüm sunmasa bile içini rahatlatır. İşte ben burada bir şeyleri kaybetmişim. Birine bir şey anlatmaya başladığım an içimde aniden beliren o korku, şüphe hissi berbat. Bir gün belki farklı hissetmeye başlarım gene belli mi olur.

1 Ocak 2012 Pazar

Dilek

' Fırtına dindiginde belki kendini günesin bütün bedenini ısıttıgı bir bulutun icinde mutlulukla suzulurken bulursun, belki de soğuk ve yalnız kayalardan baska hicbir seyin olmadıgı bir kıyıda. Ne olacağını asla bilemezsin. Ben sende bu bilinmezligi sevdim. '
Sinan Sülün



29 Aralık 2011 Perşembe

Out of Here

      Bugün dolmuşta ilk okuldan beri kullandığım sekreter bloğumu kaybettim ve çok üzgünüm. Kesin dolmuşçu abi atmıştır. Zaten kenarları soyulmuştu, altından kartonu gözükmeye başlamıştı, onlarca değişik renkli kalem izi vardı. Hayır saklaması için tek bir sebebi bile yok. Dolmuşçu abiyi de anlamaya çalışıyorum ama benim en kıymetli eşyalarımdan biriydi. Atılacaksa da kendi ellerime çöpe atacaktım bir gün. Sonra eve geldim, kuzenimi aradım. Anlattım, ağlamaya başladım. Çünkü bende gereksiz şeylere ağlarmış gibi gözüküp, içinde biriktirdiklerine ağlayan insanlardanım. Çünkü bazen her şeyini bir insana anlatmak istesen de anlatamazsın.

  Bende meğersem 'hiç inatçı değilimdir' deyip, ölümüne inatçı olan insanlardanmışım. Tabi bunu kabullenmem bayağı uzun zaman aldı. Şimdi düşünüyorum inatçıyım, sorumsuzum, maymun iştahlıyım. Bayağı bildiğin kötü özelliklerim var. Bir de çok konuşuyorum. Çok konuşuyor olmak, aslında hiç kötü bir özellik gibi durmayan ama aslında çok tehlikeli bir özellik. Çok konuşuyorum ama aslında gerçekten sıkıntım olduğunda anlatabildiğim insan sayısını burada dillendirmek istemiyorum. Eee o zaman benim çok konuşuyor olmamın faydası ne ?

  Benim biraz daha ağlayasım var, biri kuzenim olsun.


 

27 Aralık 2011 Salı

*The National

 
  Her şeyden kolayca sıkılan biri olarak, hiç sıkılmadığım ya da sıkılamadığım birkaç şeyi ballandıra ballandıra anlatmayı çok severim. 6 senelik National istikrarım da en üst sıralarda haliyle. Bir grupla beraber büyümek değişik bir duygu. Yıllar geçtikçe ve her bir şarkıya anlam yüklemeye başladıkça işler sarpa sarıyor. Her şey bir yana, Fake Empire National'ı ilk dinlemeye başladığım şarkı ve dolayısıyla Boxer albümü benim için her zaman farklı bir yerde. Şöyle bitirelim o zaman. " I had a hole in a middle. where the lightning went through. I told my friends not to worry"
  
10- Green Gloves


9- Gospel


8- Brainy


7- Lucky You


6- Start a War


5- Bloodbuzz Ohio


4- Fake Empire


3- Slow Show


2- Conversation 16


1- All Dolled-up in Straps

24 Aralık 2011 Cumartesi

Öylesine



  * Şunun yarısı kadar bir kitaplığım olduğu zaman, lütfen böyle bir şeye sahip olduğum için mutlu olamayacak kadar hayattan bezmiş olmayayım. Lütfen.

  * Diziler ara verince ders çalışırım diye düşünmüştüm ama bu sefer de izlemediğim filmler gözüme battı. Crazy stupid love iyi güzeldi ama romantik komedi izlemek 17 yaşımdaki kadar eğlenceli değil artık. Ayrıca Ryan Gosling'in film piyasa yapsın diye, 5 dakika boyunca çıplak dolaşmasını da kınıyorum. Paran mı yok evladım, niye böyle yapıyorsun ?

  * Güzel film izlemek istiyorsanız, Submarine'i izleyin. Sonrada gidip Alex Turner'ın filme özel hazırladığı albümü dinleyin. Memnuniyet garantili. Çıplak adam da yok.

 * New Girl çok kıytırık dizi.

 * Yıl sonu listelerini çok seviyorum ama hazırlamaya o kadar üşeniyorum ki. Bu senenin en iyi grubu Vaccines en iyi filmi de a separation ile incendies arasında bir yer.

 * Barış Bıçakçı çok tatlı bir insan. Bence yani.

 * Ne tür kitap okumayı seversin diye sorulduğunda kilitlenip kalan biriyim. Oysa hangi yazarları seversin diye sorsanız ya. Biriniz bile sormadınız yazık. Kısa yoldan, fantastik çok sevmiyorum. Gerisi hep hayal kırıklığı.

 * Bazen yanlış yaptığını bile bile bir şeyi yapıyorsun ve başkasından da bunu duymamak için kimseye anlatamıyorsun ya. O zamanlar kendime çok üzülüyorum.

4 Aralık 2011 Pazar


Noel için özel bölüm yapılmış, izlemesek olmaz.